Kuantum ve Maddenin Gerçeği Zamansızlık ve Kader Modern Fizik Parçacık Fiziği ve Yoktan Yaratılış Diğer

Allah’ın Ateistlere Hazırladığı Büyük Tuzak

17. ve 18. Yüzyıllar, eski Yunan’da temelleri atılan materyalizmin tarihin tozlu raflarından çıkıp, tekrar dünya arenasına girmeye başladığı vakitlerdir. Maddeyi mutlak varlık sanan materyalistler, bu felsefe doğrultusunda eserler vermişler ve pek çok insanı etkilemişlerdir. Bu ateist filozoflardan biri August Comte’dir. Comte toplumu fikirleri doğrultusunda dönüştürme çabasını gütmüştür. Bunu yaparken ise ateist fikirlerine bilimsellik kılıfı giydirmeye çalışmıştır.

Comte, materyalist fikirlerini kabul ettirmeye çalışırken insanların yanlızca görülebilen verilerle yola çıkmasını öğütlemiştir. O’na göre 5 duyudaki izlenimlerin dışında kalan alanla yani metafizikle ilgilenmemek gerekir. Ne var ki Comte kendi öne sürdüğü ilkeyi de samimi olarak kullanmamış ve maddeyi mutlak varlık olarak anmıştı. Dolayısıyla O’nun dışında olanı da inkar etme çabasına girmişti. Compte’n bu felsefesine pozitivizm denir. Ancak, Comte gibi materyalistler tarihteki en büyük tuzağa düşmüşlerdir. Çünkü kuantum fiziği gördüğünü düşündükleri dünyanın aslında bir gölge varlık olduğunu göstermiştir. Kendi öne sürdüğü temel ilke onların putunu yerle bir etti. Çünkü, 5 duyu ile edindiğimiz bilgi maddenin aslını oluşturmaz. Ona dayanarak oluşturulan dünya bir tür kopya dünyadır. Zaten kuantum fiziği tamamen bu temel üzerine kurulmuştur. Kuramın kurucusu Heisenberg, tam da bu fikri kullanarak materyalistlerin putu olan maddenin bir gölge varlık olduğunu ortaya koymuştur. Yani bilim materyalistlerin çok güvendikleri maddenin bir tür hayalden ibaret olduğunu göstermiştir. Neticede aslında tamamen metafizik bir alanla karşı karşıya olduğumuzu gösterilmiştir.

 

comte
Ateist filozof Comte öne sürdüğü batıl fikirler kuantum fiziği ile birlikte tarihe karışmıştır. Comte gibiler, büyük islam alimi Bediüzzaman’ın akılları gözlerine inmiş olarak adlandırdığı materyalistlerdendir. Böyle adlandırmasının sebebi Comte’n maddeyi mutlak varlık sayması ve 5 duyu ile edindiği bilgileri maddenin aslı sanmasıdır.

Comte gibilerin düştüğü hal bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir:
Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli- düzenler kursunlar diye- oranın suçlu-günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar. (EN'AM SURESİ / 123)

Comte gibi maddenin hakikatını anlamaktan uzak olanların ahiretteki durumu ise ayetlerde şu şekilde belirtilir:

Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: "Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız?" (En'am Suresi, 22)
"Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup-uzaklaştı." (En'am Suresi, 24)

Felsefeyle Bilimi Birbirinden Ayırmak

 

Neticede, 1920’li yılların sonuna gelindiğinde, ortada birbirine denk iki açıklama duruyordu. Bu modeller, eldeki deneysel verilerle mükemmel bir uyum içindeydi. 80 yıl geçti ve kuantum fiziğinin olağanüstü başarısı, sayısız deneyle doğrulandı. Peki, yeni fizik ne anlama geliyordu?

Fizikçiler parçacıkları tanımlarken kuantum dalga fonksiyonu gibi kavramlar kullanıyorlar ama kuramın tanıtıldığı vakitlerde bunun ne anlama geldiğini bilemiyorlardı. Hatta, bu gruba, terimin mucidi Schrödinger de dahildi. Yeni fiziğin kavramlarını anlamada Niels Bohr, Max Born, Werner Heisenberg bambaşka bir bakış açısı gerektiğini anladılar. Bu ekibin sürüklediği kuantum fiziğinin yorumuna da Kopenhag Yorumu dendi. Bohr’un yaşadığı şehirden gelen bu ad, Kuantum Fiziği’nin çarpıcı ve en derin anlamlarını çok güzel bir şekilde açıklıyordu. Bu yorum, 5. Solvay Konferansı olarak bilinen tarihi konfrensta tanıtıldı.
 
solvay
5. Solvay konferansı 20. yüzyılın en önde gelen fizikçilerinin katıldığı ve maddenin hakikatını ortaya koyan tarihi bir konferanstır. Bu konferans, maddenin hayal mertebesinde yaratıldığını bilimsel delilleri ile ortaya koymuştur.

Yeni fiziğin en çarpıcı yorumu: “Şeylerin”, biz gözlem yapmadan, maddi bir gerçekliğinin olmamasıydı. Buna göre “şeylerin” gözlem harici herhangi bir fiziksel niteliği de yoktur. Örneğin elektronun hızı, bulunduğu yer gibi fiziksel niceliklerden bahsetmek anlamsızdır. Çünkü gözlem yapılmadığı zaman, elektronun böyle değerleri yoktur.

Çoğu kuantum fiziği kitabına baktığınızda, bu çarpıcı gerçeklere kendiniz de şahit olabilirsiniz. Örneğin dünyada en çok okunan fizik ders kitaplarından olan Kuantum Hesabı ve Kuantum Bilgisi (Quantum Computation and Quantum Information) adlı eserde şu ifadeler vardır:
Kitap veya insan gibi bir nesneden bahsettiğimizde, bu cismin fiziksel özelliklerinin gözlemden bağımsız olarak bir varlığı olduğunu varsayarız. Yani ölçümler yalnızca bu tür fiziksel özellikleri ortaya çıkarmaya çalışır. Örneğin bir tenis topunun fiziksel özelliklerinden biri olan pozisyonunu tipik olarak yüzeyinden yansıyan ışığı kullanarak ölçeriz. Kuantum Mekaniği 1920’li ve 1930’lu yıllarda geliştirilirken, klasik bakış açısından dikkat çekici bir şekilde farklı olan tuhaf bir bakış açısı ortaya çıktı. Bu bölümde önceden tarif edildiği gibi, kuantum mekaniğine göre, gözlemlenmeyen bir parçacık, gözlemden bağımsız var olan fiziksel özelliklere sahip değildir.  Daha doğrusu bu tür fiziksel özellikler, sisteme uygulanan gözlemlerin bir neticesi olarak ortaya çıkıyorlar... 1
Yine bu konuda yüzyılın önde gelen fizikçilerinden Roger Penrose fizikçiler arasında bu yaygın görüşü şu şekilde söyler:
Fizikçilerin çoğu, Niels Bohr’dan esinlenerek, nesnel bir tanımın yapılamayacağını söylerler. Kuantum düzeyinde, ‘orada bir yerde’ gerçekte hiç bir şey yoktur. Gerçek, yalnız ‘ölçmelerin’ sonuçlarıyla ortaya çıkar. 2

Görüldüğü üzere modern bilimin söylemleri maddenin bir algılar bütünü olarak Allah tarafından yaratıldığı gerçeğini açık bir şekilde ispatlamaktadır.
araba
Size bir arabadan haber verseler ve deseler ki: Arabanın uzunluğu yok, genişliği yok, derinliği yok, ağırlığı yok, bulunduğu bir yer yok ve hızı da yok. Elbette ki, böyle bir arabanın “maddi” bir varlığı olmadığını anlarsınız. Olsa olsa hayalde böyle bir araba vardır dersiniz. İşte proton, nötron, elektron gibi bütün parçacıkların durumu da aynen böyledir. Bu parçacıklar kuantum dalga fonksiyonları adlı karmaşık matematiksel ifadelerle tasvir edilirler. Fizikçiler bu tasvire baktıklarında parçacıklar için yukarıdaki gibi ifadeleri kullanırlar.

Yeni fiziğin belki de tarihte bilimsel anlamda yapılan en ilginç keşfi, zamanın önde gelen fizikçilerinde derin bir şok etkisi yarattı. Nitekim, kuantum fiziğinin en önde gelen isimlerinden olan Niels Bohr bir sözünde
Kuantum teorisinden şoka uğramayan kimse, onu anlamamıştır.
demiştir. 3

Bu şoku yaşıyan kimi fizikçiler ise ortaya çıkan apaçık gerçeği kabullenmekte zorlandılar. Bu onların bağlı olduğu realizm adlı bir felsefe sebebiyledir. Realizm, cisimlerin algımızdan bağımsız olarak somut varlıkları olduğunu savunan maddi dünya görüşüdür. Önceki yüzyıllarda bu felsefe gizli bir şekilde fiziğin içine yerleşmişti. Teorik fizikçi Amit Goswami bu gerçeği şöyle belirtir:
Bir yorumlama şeması kullanmadan, deneysel verilerle kuantum fiziği arasında bağlantı kuramayız. Yorumlayışımız da verileri ele alırken kullandığımız felsefeye dayanmaktadır. Bilimde asırlardır baskın olan felsefe (fiziksel ya da materyalist realizm) sadece atomlardan ya da nihayetinde temel parçacıklardan oluşan maddenin gerçek olduğunu, geri kalan her şeyin maddenin ikincil fenomeni, yapı taşı olan atomların sadece bir dansı olduğunu varsaymaktadır. Bu dünya görüşüne realizm ya da gerçekçilik denir; nesnelerin gerçek olduğunu ve öznelerden, bizlerden ya da onları nasıl gözlemlediğimizden bağımsız olduklarını varsayar. 4

Realizme sıkı sıkıya bağlı olan gizli materyalist insanlar yeni fiziğin bortaya çıkardığı fiziksel neticeler karşısında çok büyük sıkıntılar yaşadılar. Bu insanların bulundukları çaresiz durumu, Heisenberg şu şekilde açıklar:
Kopenhag yorumunun bütün muhalifleri bir noktada anlaşırlar. Onlar, kendi düşüncelerine göre, klasik fiziğin gerçeklik kavramına geri dönmeyi isterler. ... Onlar,  tıpkı taş ve ağaçların varlığı gibi en küçük parçalarının, onları gözlemleyelim ya da gözlemlemeyelim, bizden bağımsız var olduğu objektif gerçek bir dünyayı tercih ederler. Ancak bu imkansızdır, ya da atomik fenomenin tabiatı gereği en azından tamamen mümkün değildir. 5

Ortaya koyduğu net deliller yüzünden, Kopenhag yorumu, fizikçilerin ezici çoğunluğu tarafından kabul edildi. Ancak kuantum fiziğinin sözünü ettiğimiz yeni yaklaşımını kabullenmekte zorlananlar arasında sahip olduğu felsefi görüşü bırakmakta zorlanan Einstein da bulunmaktaydı. Bu sebepten gerçekçi dünya görüşünün en ileri atom modelini ortaya koyan Bohr ile Einstein arasında tarihin belki de en meşhur bilimsel atışmaları başladı. Einstein sürekli yeni fizikle ilgili kusurlar aramaya çalıştı ve istisnasız her seferinde Bohr O’nu çürüttü. Bu tartışmalar yeni fiziğin ne anlama geldiği ile ilgili fikirlerin yaygınlaşması açısından çok faydalı oldu.

Ancak bilimsel veriler o kadar çoğaldı ki, artık bu gerçeğin önünde durmak anlamsızdır. Bugün fizikçilerin ezici bir çoğunluğu için atom seviyesinde maddenin yokluğu artık teknik bir konu haline gelmiştir. Nitekim fizikçi Alastair I. M. Rae “Kuantum Fiziği: Yanılsama mı Gerçek mi” adlı kitabında şunları demiştir:
... Hemen hemen herkes mikroskobik dünyanın gerçekçi bir modeline dayandırılan görüşü tercih etmiş olacaktı. Bu olmadığından, bir çok fizikçi ile birlikte ben, Copenhagen fikirlerini kabul etmek zorunda kalmışızdır. Biz bunun böyle olmasını özellikle istemedik, ancak fiziksel dünya davranışını daha iyi betimlemenin tek yolu budur.  6

Yine aynı konuda Roger Penrose şu tespitte bulunur:
Klasik fiziğin, dünyamızı doğru ve tam olarak yansıtmadığını nasıl bilebiliriz? Başlıca nedenler, gözlemsel kanıtlarla gösterilmiştir. Kuantum kuramını fizikçiler bize kendi istekleriyle sunmadılar. Çoğunlukla kendi istekleri dışında birçok bakımdan, felsefe yönünden tatmin edici olmayan bir yabancı dünyanın içine itildiler. 7

Ancak ne olursa olsun gerçek gerçektir. Ortaya çıktıktan bir süre sonra ister istemez insanlar kabul ederler. Nitekim Paul Davies materyalist dünya görüşünün eskide kaldığını şu sözleriyle itiraf eder:
Kuantum mekaniğinden önceki günlerde, pek çok batılı bilim adamı dünyamızın bağımsız bir varlığı olduğunu düşünüyorlardı. Yani dünyanın masalar, sandalyeler, yıldızlar, atomlardan oluştuğunu ve bunların da biz gözlem yapsak da, yapmasak da “orada dışarıda” bulunduğunu varsayıyorlardı. Bu felsefeye göre, evrenimiz bağımsız varlığı olan nesnelerin toplamıydı... 8

Paul Davies’in de belirttiği gibi materyalizmin madde mutlaktır kabulü artık eskide kalmıştır. Bilimsel olarak hiçbir geçerliliği yoktur.

Benzer konuda Richard Feynman ise şu itirafları yapmıştır:
Size doğanın ne şekilde davrandığını anlatacağım. Onu, bu şekilde davranabileceğini kabul ederseniz, çok sevimli ve büyüleyici bulacaksınız. Eğer yapabilirseniz, kendinize sürekli “ama bu nasıl olabilir?” diye sormayın; çünkü çabanız boşunadır; şimdiye kadar hiç kimsenin kurtulamadığı bir çıkmaz sokağa girersiniz. Bunun neden böyle olabildiğini hiçkimse bilmiyor. 9

Doğa, Allah’ın üstün yaratma sanatının tecelli ettiği yerdir. Kendiliğinden bir varlığı yoktur. Kendiliğinden hiçbir şey yapamaz. Çok sevimli ve büyüleyici olan, Allah’ın yaratma sanatıdır. Allah, gücü herşeye yetendir. Çıkmaz sokaklara girenler ise materyalizme gizli bağlılıkları olan ve mutlak yaratıcıyı göremeyen insanlardır. Allah’ı bilen insanlar hem rahatla ile yaşarlar, hem sıkıntısız bir ruh haliyle, olaylara ve bilimsel verilere bakarlar, hem de Allah’ın muhteşem yaratma sanatından müthiş zevk alırlar.

Bir Kuran ayetinde içten Allah’a içten dönenlerin yaşadığı ruh halleri şu şekilde bildirilir:
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (AL-İ İMRAN SURESİ / 191)

Modern fiziğin maddenin gerçeğini ortaya koyan en ilginç keşiflerinden biri de kuramla tanışan daha sonraki fizikçilerin yaPtığı katkılardır. Bu keşif Bell Teoremi olarak bilinir.


1 Michael A. Nielsen and Isaac L Chuang, Quantum Computation and Quantum Information , Cambridge University Press
Metnin İngilizcesi:
When we speak of an object such as a person or a book, we assume that the physical properties of that object have an existence independent of observation. That is, measurements merely act to reveal such physical properties. For example, a tenis ball has as one of its physical properties its position, which we typically measure using light scattered from the surface of the ball. As quantum mechanics was being developed in the 1920s and 1930s a strange point of view arose that differs markedly from the classical view. As described earlier in the chapter, according to quantum mechanics, an unobserved particle does not posses physical properties that exist independent of observation. Rather, such physical properties arose as a consequence measurements performed upon the system...

2 The Emperor’s New Mind – Concerning Computers, Minds, and The Laws of Physics, Türkçe Çevirisi: Fiziğin Gizemi - Kralın Yeni Usu 2 Roger Penrose, Tübitak Yayınları, 9. Basım, Aralık 2003, Sayfa 97

3 Leadership and the New Science: Discovering Order in a Chaotic World (1999) by Margaret J. Wheatley, p. 32
Metnin İngilizcesi:
Anyone who is not shocked by quantum theory has not understood it.
(http://en.wikiquote.org/wiki/Niels_Bohr burdan aldım)

4 The Self-Aware Universe, Amit Goswami; Türkçe Baskısı Kendini Bilen Evren, Amit Goswami, Ruh ve Madde Yayınları, Ekim 2003, Sayfa 34

5 Boojums all the way through: communicating science in an prosaic age / N. David Mermin, Cambridge University Press, 1990, p. 114, 115
Metnin İngilizcesi:
All the oppenents of the Copenhagen interpretation do agree on one point. It would, in their view, be desirable to return to the reality concept of classical physics...They would prefer to come back to the idea of an objective real would whose smallest parts exist objectively in the same sense as stones or trees exist, independently of whether or not we observe them. This, however, is impossible, or at least not entirely possible because of the nature of the atomic phenomena.

6 Alastair I. M. Rae, Kuantum Fiziği: Yanılsama mı Gerçek mi, Evrim Yayınevi, Sayfa 153

7 The Emperor’s New Mind – Concerning Computers, Minds, and The Laws of Physics, Türkçe Çevirisi: Fiziğin Gizemi - Kralın Yeni Usu 2 Roger Penrose, Tübitak Yayınları, 9. Basım, Aralık 2003, Sayfa 98

8 The Ghost In the Atom, A discussion of the mysteries of quantum physics, P. C. W. Davies, J. R. Brown, Cambridge University Press, 1988, Page 20
Metnin İngilizcesi:
  Before the days of quantum mechanics, most Western scientists assumed that the world about us enjoys an independent existence. That is, it consists of objects such as tables, chairs, stars, atoms that are simply ‘out there‘ whether we observe them or not. According to this philosophy, the universe is a collection of such independently existing objects that together make up the totality of things.

9 Richard Feynman, The Character of Physical Law, Türkçe baskı: Fizik Yasaları Üzerine, TÜBİTAK Yayınları, s. 151