Kuantum ve Maddenin Gerçeği Zamansızlık ve Kader Modern Fizik Parçacık Fiziği ve Yoktan Yaratılış Diğer

Evrim Teorisinin Çöküşü ve Kuantum Mekaniği

Burada göreceğimiz bilgi son derece önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır. 20. yüzyılda çok önemli bir gerçeği öğrendik. Algılar dünyasında yaşıyoruz. Yani hiçbir şeyin “maddi somut” bir varlığı yoktur. Hiçbir şey bilinç olmadan ayakta duramıyor. Materyalistlerin eskiden beri zannettiği gibi kendi başına varolabilen herhangi bir madde yoktur. Aksine madde ancak Allah’ın dilemesi üzere varlığını sürdürebilir.

Görüntünün kesintisiz, sürekli olması ise, Yaratıcımızın her an yaratmayı sürdürüyor olduğunun açık delilidir. Nitekim göklerin ve yerin, yani evrenin sabit ve kararlı olmadığı, sadece Allah'ın yaratmasıyla varlık buldukları ve Allah yaratmayı durdurduğunda yok olacakları bir ayette şöyle ifade edilir:
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 41)

Oysa, 18. yüzyıl ve 19. yüzyılda özellikle bilim dünyasında hakim olan görüş ise:

  1. Madde kendi kendine var olabilir.
  2. Madde yok olmaz.
  3. Maddenin sonsuz geçmişi vardır.

idi. Yanlışlığını bilimsel olarak da gördüğümüz bu varsayımlar altında, evrimciler canlılığın ortaya çıkabilmesi için tesadüflere sığındılar ve yeteri kadar zamanları olduğunu düşündüler. Halbuki bu yazıda beraberce gördük ki, bu varsayımların tümü kesinlikle yanlıştır. Ortada zannettikleri gibi canlı olabilmek için bekleyen maddeler yoktur. Parçacıkları gözleyen varsa, var olabilir. Nitekim bu konuda Alastair I. M. Rae “Eğer gerçeklik gözlenense ve kuvantum fiziği evrensel ise gözlemi kim veya ne yapıyor?” diye soruyor. Dolayısıyla madde canlılık üretemez. Gözlemlenebilen olması için gözlemleyen olması gerekir.
Yani evrim teorisi tamamen cehaletten kaynaklanan bir teoriydi. Artık modern fizik açısından da geçersizliği anlaşılmıştır. Elbette ki canlı dediğimiz de neticede bir algıdır. Bu algının izlendiği mekan da ruhtur. Bizi Allah yoktan yaratmıştır ve kendi ruhundan üfürmüştür. Nitekim Allah Kuran’da bildirmiştir:

Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (Secde Suresi, 9)

beklemek
Evrimciler resimdeki adam gibi adeta yıllarca bekleyerek maddenin tesadüfler eseri canlı olmasını ümit ederler. Bu akıl dışı iddia modern fiziğe göre de hatalı bir bakış açısıdır. Ortada canlı olmak için bekleşen maddeler yoktur. Madde algı düzeyinde vardır. Modern fiziğe göre algılayan olmadan maddeden bahsetmek anlamsızdır.

Dahası evrimcilerin düşündükleri gibi bir tesadüf kavramının bilimde bir yeri de yoktur. Atomların dünyasındaki olasılık kavramının son derece kontrollü bir yaratılış olduğu açıktır. Birbirinden habersiz parçacıklar hiçbir görünürde sebebin olmamasına rağmen mükemmel bir şekilde belli olasılık yasalarına uygun bir şekilde davrandırılırlar. Materyalist bilim adamlarının da itirafıyla böyle bir sonuç için hiçbir görünür sebep yoktur. Bu gerçek nedenselliğin sonu şeklinde de ifade edilir. Atomların dünyasında bu olağanüstü sanatı Allah yaratır. Evrimcilerin iddia ettikleri tesadüf ise muğlak ne olduğu belli olmayan içi boş bir ifadedir.

heykel heykel2
Evrimcilerin durumu bu resimlerde gösterilen çelişkili duruma benzer. Nasıl ki bir heykelin kendi kendini yoktan yapamayacağı açık ise, hücrelerdeki üstün tasarımlar da hücrenin kendisi tarafından yapılamaz. Maddenin kendisi, kendisini var edemez. Her şeyin yaratıcısı olan Allah evrendeki bütün varlıkları yoktan var etmiştir. O her türlü noksan sıfattan münezzehtir.

Kaynak:


Alastair I. M. Rae, Kuvantum Fiziği: Yanılsama mı Gerçek mi, Evrim Yayınevi, Sayfa 153